Şuradasınız: » » » The Surge İncelemesi

Güncel Alet Çantası

 CCleaner
 PC Temizlik Programı

 Flash Player
 Flash Oynatma Aracı

 Skype
 Videolu Görüşme Programı

 Aimp
 MP3 Oynatma Programı

 Internet Download Manager
 Gelişmiş İndirme Yöneticisi

 Microsoft Office 2016
 Güncel Ofis Yazılımı

 Microsoft Office 2013
 Ofis Yazılımı

 Photoscape
 Kolay Resim Düzenleme

 Adobe Photoshop CC 2017
 Prof. Resim Düzenleme

 Mozilla Firefox
 Hızlı İnternet Tarayıcısı

 Google Chrome
 Güvenli İnternet Tarayıcı

 avast! Tüm Sürümleri 2016
 En Hızlı Antivirüs Programı

 Kaspersky Internet Security
 Güçlü Antivirüs Programı

 uTorrent Plus
 Torrent Dosya İndirici

 Nero Platinum 2015
 Güçlü Disk Yazdırma

 Daemon Tools Ultra Türkçe
 Sanal Disk Oluşturma

 Foxit Reader
 Hızlı PDF Okuyucu

 Adobe Acrobat XI Pro
 Popüler PDF Programı

 K-Lite Mega Codec Pack
 Sistem Kodek Paketi

 DirectX 12 - DirectX 9
 Microsoft DirectX Sürücüleri

 WinRAR
 Arşivleme ve Arşiv Açma

Tavsiye İçerikler

Yardım ve Destek Bölümü Program ve Oyun İstek Hattı

The Surge İncelemesi


The Surge İncelemesi

The Surge’ü uzun süredir merakla bekliyordum. Bir yandan sunduğu konsept, bir yandan da savaş mekanikleri sağ olsun, merakımı bir hayli uyandırdı. Dark Souls oynadın mı sevgili okur? Yani oynamadıysan bile duymuşsundur. Hani duymadıysan da tez elden bir bak derim. İşte The Surge de benzeri bir yapı sunuyor. Benzeri derken şaka yapmıyorum; bu oyunun en belirgin özelliği oyuncusunun çileden çıkartacak seviyedeki zorluğu. Tıpkı DS’da olduğu gibi, oyuna başladıktan kısa bir süre sonra öleceksiniz. Sonra bir daha, sonra bir daha ve bu böyle uzayıp gidecek. Ta ki tüm mekaniklere alışıp karakterinizi yeteri kadar geliştirinceye kadar… Bir diğer benzerlik de oyunun sunduğu karanlık dünya konsepti. Hoş, The Surge DS’a göre renk patenti ve atmosfer olarak çok daha aydınlık bir dünya vadediyor olsa da senaryo bazlı bir karanlığa sahip.

Fütüristik bir dünyada geçen The Surge’de, gezegenimiz insan eliyle bir güzel mahvedilmiş ve biz de bu dünya için hizmet eden CREO isimli bir firmanın devasa arazisi içerisinde oradan oraya koşturuyoruz. Tüm dünyayı etkileyen bu felaketi bir şekilde engellemeye çalışan CREO, öyle görünüyor ki bizim gibi bir yeni yetme için çok da sağlıklı bir yer değil. Zaten olaylar da birazcık burada başlıyor.

The Surge İncelemesi

Dişe diş, kana kan
Oyun başladığında kendimizi bir metro içerisinde buluyoruz. Bu esnada da CREO’ya doğru ilerlediğimizi fark ediyoruz. Mekâna vardığımızdaysa arka plandan kameraya alınan karakterimizi ilk defa hareket ettirebiliyor ve kendisinin tekerlekli sandalyede olduğunu anlıyoruz. Kısa bir yolculuğun ardından daha evvelden belirlenen randevu noktamıza geliyoruz. Üzerine yattığımız koltuk bir anda her yanımızı sarıyor. Robot kollar üzerimize demir yığınları getirmeye başlıyor ve karakterimizi canlı canlı vidalıyorlar. Anlayacağınız birazdan elde edeceğimiz exoskeleton’u üzerimize resmen monte ediyorlar. Bu kanlı işlemin ardından oyuna tam anlamıyla başlıyoruz.

Açıkçası oyunun giriş kısmı o kadar fason ve boştu ki anlatamam. Hem gidilecek yer belli değil, hem de kurgu namına kimse bir şey yapmamış diyebilirim. Neyse efendim, oyuna başladığımız anda artık yürüyebilen bir insanız, esas olan bu. Fakat ne hikmetse karşımıza çıkan herkes üzerimize atlıyor. İşte bunun sebebini öğrenmek için oyunu bir süre deneyim etmeniz gerekecek. CREO’nun devasa alanı, bir bakıma kendi başına çalışan devasa bir kompleks. Burada türlü türlü karakter mevcut ve evet, hepsi ayrı bir atarlı. Başlangıçta ufak uçan robotları yok ediyorken, akabinde daha farklı düşman birimleri ve birbirinden zorlu Boss’larla karşılaşıyoruz. CREO üzerinde çok fazla harita bulunuyor. Her haritanın da içerisinde bir adet kafamızı sokacak safe house bulunuyor. Burada hem karakterimizi geliştirebiliyoruz, hem de yeni eşyalar üretebiliyoruz. O kısma birazdan değineceğim...

The Surge İncelemesi

Haritanın büyüklüğü her anlamda oyuna zorluk eklemiş diyebilirim ama bir taraftan da rahatlık katmış. Geniş ve devasa alanlar sanki gelecekteki koca bir sanayideymişiz havası solumamıza zemin hazırlamış. Fakat yer altında da girilecek birçok mekân olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Tabii tüm bu alanları lay lay lom diye gezemiyoruz. Karşımızda ölmemizi isteyen kalabalık bir güruh var ve savaş kaçınılmaz bir son. Savaş da tıpkı DS’dekine benzer şekilde cereyan ediyor. Hayat puanımızdan bence çok daha önemli olan Stamina puanımız, oyunun tüm gidişatını belirliyor. Üzerimize alabildiğimiz farklı eşyalar sayesinde bir şekilde hayat puanımızı doldurabiliyoruz. Fakat karakterimizin hareket kabiliyetleri Stamina’ya bağlı olduğu için bir anlamda hayatımız da Stamina’ya bağlanmış oluyor.

The Surge İncelemesi

Dark Souls gibi
Kullandığımız her silahın kendisine özel vuruşları söz konusu ve bir silahı kullandıkça kendisi üzerinde seviye atlıyor, zamanla çok daha güçlü vuruşlar yapabiliyoruz. Yine de ardı ardına yapılan vuruşlarda Stamina bir anda tükeniyor ve eğer düşmana onu sersemletecek kalitede bir vuruş yapmadıysak, düşmanımız biz ona vururken devasa bir saldırı patlatabiliyor. Bu arada yapacağımız vuruşları, düşmanlarımızın zırhsız parçalarına yapmamız gerekiyor. Aksi halde “tön, tön” sesi duymaktan öteye gidemeyeceğiz demektir. Ayrıca oyunun başında üç - dört küçük vuruşla patates olduğumuzu da söyleyeyim. İşin güzel kısmı, benzeri bir durumun düşmanlar için de geçerli olması. Zaten oyunu farklı kılan özelliklerden birisi de bu. Eşya üretmek kesinlikle The Surge’ün en kaliteli özelliklerden birisi. Üretim için öncelikle şema buluyor, akabinde Tech Scrap denen parçaları ve de diğer spesifik bileşenleri topluyoruz. Gereken her türlü parçayı topladıktan sonra karakterimizin üzerine yayılan toplamda sekiz farklı parça türünde üretim yapabiliyoruz. Bu parçalardan birisi silah, diğeri Drone, kalanlar da üzerimizdeki zırh parçaları oluyor. Her parçanın ayrıca upgrade edilebiliyor olması da cabası. Parçaları toplamak için bolca düşman öldürmek ve de haritayı didik didik etmek gerekiyor. Bir yere tutunup çıkmak gibi bir mekanik söz konusu olmadığından, genelde üst katlarda bulunan objelere farklı yerlerden dolaşıp gitmeye mecburuz. Boss savaşları da yine Dark Souls kıvamında. Tek seferde bizi öldürebilme gücüne sahip bu güzide arkadaşlara karşı çok dikkatli olmak gerekiyor.

The Surge İncelemesi

Biraz vur, sonra kaç...
The Surge özellikle benim gibi zorlayıcı oyunları sevenler için bulunmaz bir nimet. Zor sevmeyen oyuncular içinse tam bir kâbus olabilir. Oyunun savaş mekanikleri çok güzel şekilde yedirilmiş olsa da düşmana vururken alınan darbeler biraz can sıkıcı. Bu da genel anlamda vuruş yapmadan önce onlarca defa düşünmeme sebebiyet verdi. Benzeri şekilde düşmanın ne şekilde tepkiler vereceğini anlamak da bir hayli zor. Ayrıca senaryo konusunda da sınıfta kalmış durumda. Yazımın içerisinde de belirttiğim üzere korkunç bir girişi olduğu gibi oyunun genelinde de senaryodan eser yok. Grafikler genel hatlarıyla iyi olsa da fazlasıyla kaplama kullanıldığını belirtmek isterim. Daha ziyade konsol grafiklerinde gördüğümüz bu durum, PC için üretilen detaylı oyunların yanında birazcık sırıtıyor olsa da kabul edilebilir seviyede. Sonuç olarak The Surge kesinlikle deneyim edilmesi gereken, RPG mekanikleri üzerine yükselen, zorlayıcı bir oyun.



Yorumlar

  • Faydasını gördüğünüz konulara yorum yaparak görüş belirtebilirsiniz.
  • 7/24 buradayız, çekinmeden yorum yapabilirsiniz.

  • Yorum Ekle

    Adınız:*
    E-Mail:*
    • bowtiesmilelaughingblushsmileyrelaxedsmirk
      heart_eyeskissing_heartkissing_closed_eyesflushedrelievedsatisfiedgrin
      winkstuck_out_tongue_winking_eyestuck_out_tongue_closed_eyesgrinningkissingstuck_out_tonguesleeping
      worriedfrowninganguishedopen_mouthgrimacingconfusedhushed
      expressionlessunamusedsweat_smilesweatdisappointed_relievedwearypensive
      disappointedconfoundedfearfulcold_sweatperseverecrysob
      joyastonishedscreamtired_faceangryragetriumph
      sleepyyummasksunglassesdizzy_faceimpsmiling_imp
      neutral_faceno_mouthinnocent
    Bot olmadığınızı doğrulayın:
    Buyur-indir, çeşitli telif materyallerine önem vermektedir. Uyar ve kaldır prensibini benimsemiş bulunmaktayız. Telif hakkınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız bizlere (iletisim[at]buyur-indir.com) mail adresinden veya iletişim bölümünden ulaşabilir, içeriğin silinmesi ile ilgili talepte bulunabilirsiniz. İçerik uyarınızdan itibaren en geç 3 gün içinde sitemizden kaldırılacaktır. Detaylar için burayı inceleyebilirsiniz.

    Sitede bulunan full programlar ve full oyunlar, tanıtım amaçlı sizlere sunulmuştur. Beğendiğiniz ürünleri üreticisinden satın almanızı, bu sayede onlara katkıda bulunmanızı tavsiye ederiz.
    Kullandığımız linkler: Turbobit.net - Cloud.mail.ru